• Donald Trump Gerçekleri

Habib Demirel Yazılar

Nöropsikoloji camiasındaki hâkim kanı sağ beynin bilinçsiz, sol beynin bilinçli olduğu şeklindedir. Sol beynin bilinci, Evrenin Sahibi tarafından bütün insanlara mı verildi? Ve acaba sağ beyin farklı/ özel çalışmalarla etkinliğini artıracak bir tasarımda mı geliştirildi?

Sol beyin bir insanın yaşamını en asgari şekilde idame ettirebilmesi için gerekli olan malzemeyi sağlar: konuşma, okuma, yazma, aritmetik gibi… Yine de iyi bir çıkarım yapabilmek için sol beynin eğitilmesi gerekmektedir.

Einstein, sağ beynin kutsal bir armağan, sol beynin ise sadık bir hizmetçi olduğunu söylüyor. Sağ beynin bilinç durumu açılmadığı takdirde korpus kollosum kesisinden dolayı sol beynin bilinç dominantlığından da bağlantısı kesilen bir sağ beyin, sol eliyle irademizden bağımsız hareketler yapabildiği gibi göreceği hayalleri bile gerçekmiş gibi algılayarak, yaşamımızı çıkmaz sokaklara sürükleyebilir. Tarihe baktığımız zaman sağ beynin şifresini çözebilecek teknikleri uygulayan buluşçu bilim adamları ve kadim dinlerin düşünürleri bilimden sanata kadar olmayacak şeyleri başarmıştır. Yakın tarihteki vereceğimiz örnekler düşüncemizi olgunlaştıracaktır. Şah-ı Geylani’den Nakşibendî’ye, Muhiddin Arabî’den Gazali’ye, Şezali’den İmamı Harrani’ye, Pascal’dan Einstein’a, Edison’a, Fatih’e, İbni Sina’dan Farabi’ye, Mimar Sinan’a, Hz. Mevlana’ya, İmamı Rabbani’den Bediüzzaman’a kadar zamanlarında çığır açmış bu insanlar; sağ beynin şifresini çözerek algılarını zirvelemiş, bütüncül/ küresel/ hikmetsel bakış tarzı oluşturarak olaylara farklı bakmışlardır.

Sol beyin ile mantıksal bir karar oluşturulmaya çalışılmış ve bu mantıksal karar ile kişilerin hayatlarını idame ettirecek beş-altı parametreyi kullanarak, hayatları, işleri ve bir konu üzerinde düşünüş tarzı oluşturmaları sağlanmıştır. Ancak açılan sağ beynin küresel/ bütüncül/ hikmetsel parametreleri onlarla değil, yüzlerle ifade edilebilir. Böylelikle zamanın buluşçu zihinleri oluşur. Şifreleri açılamayan bir sağ beyin tabi ki bilinçsizdir. Çünkü ona bilinç kazandıran, normal, vasat ortamlarda sol beyindir. Ancak şifre basamakları açılmış, çözülmüşlüğe başlamış bir sağ beyin, zamanın ruhu, yol göstericisi gerçekleşmiş insanı olur.

Sağ beyinde bilinç saklanmıştır, çünkü değerli olan şey gizlenir. Tıpkı bir genç kızın evlenip döllenmediği takdirde yeni bir varlığı, bir çocuğu dünyaya getiremeyeceği gibi. Sağ beyin doğurgandır, buluşçudur ve keşfedicidir. Sol beyin ise bilinçlidir, erkeksidir ve doğurgan değildir. Sağ beyin yeni bir varlık oluşturandır, bundan dolayı sağ beyin dişil, sol beyin erildir. Sağ beyni tohumlayacak, şifrelerini açacak tekniklerle buluşçu zihinler oluşur.

İnsan için her zaman çözülmeyi bekleyen büyük bir muamma olan beyin üzerine yapılan ilk sahih araştırma Fransız hekim Marc Dax’a aittir. Napolyon Savaşları sırasında yaralanmış çok sayıda kişi gören Dax’ın 1836 yılında bu gözlemlerini kaleme aldığı makalesi beyin araştırmaları için ciddi bir kilometre taşı niteliğindeydi. Tıpkı Descartes’in ruhun yatağının beyindeki diğer bütün organların çift olmasına rağmen sağ ve sol beyinde tekrarlanmayan, çift olmayan tek yapı olarak tasarlanan beyin epifizi olduğunu iddia ettiği zaman, beyin araştırmalarının fiziksel yönde bir ivme kazandığı gibi.

Dr. Dax, ani ve kalıcı bir şekilde konuşma yetisini kaybeden çok sayıdaki hastasının beyin hasarının sol beyinde olduğunu ve hiçbir şekilde sağ beyinde olmadığını gözlemledi. Dax, buradan hareketle, beyin yarımkürelerinin farklı farklı işlevleri olduğunu; dil ve konuşma yetisinin ise sol beyinde olduğunu söylemiştir. Ancak zamanın ruhu; zeitgeist, Dax’ın dikkat çektiği konuyu anlamak için uygun değildi. Çalışması kimsenin ilgisini çekmemişti. Dax’ın kendisi de öldüğünde beyin araştırmalarına yaptığı katkıdan bihaberdi. Dax’ın “Düşünme İşaretlerini Unutmayla Beynin Sol Tarafına Olan Zarar” başlıklı makalesi Montrepelier’deki yerel tıp kongresindeki sunumundan yirmi dokuz yıl sonra, 1865’te yayınlandı. Dax, o güne dek hiç kimsenin söylemediği yepyeni bir şey söylüyordu. Beyin yarımkürelerinin farklı farklı görevleri vardı ve konuşma yetisi sol beyindeydi. Beyin yakalarının farklı olduğu görüşü ayrık beyin araştırmalarına da ilham olmuştur. Sağ ve sol beyni anlamada emsalsiz bir model olan ayrık beyin araştırmaları ile beyin yarımkürelerinin işlevlerine ilişkin pek çok bilgi elde edilmiştir.

Dax’ın açtığı yolda Parisli bir beyin cerrahı olan Paul Pierre Broca devam etti. Broca’nın hastası olan Leborgne konuşulanları anlayabiliyor ancak kendisi konuşamıyordu. Söyleyebildiği tek kelime “tan” idi. Bundan dolayı bu hasta “Tan Tan vakası” olarak da bilinmektedir. Leborgne konuşma yetisini yitirdikten on yıl sonra sağ kolunu kullanma yetisini de kaybetmişti. Bu hasta öldüğünde beyni incelendi ve sol inferior frontal alanında bir lezyona rastlandı. Broca bunlar gibi sekiz vaka daha inceledi. Konuşulanları anlayabilen ancak kendileri düzenli ve akıcı konuşamayan bu hastaların beyin hasarları sol beyindeydi, üstelik hiçbirinde sağ beyinde hasar yoktu. Sağ beyninde hasar olan ve konuşma yetisini yitirmiş bir hasta dahi görmemişti. Böylelikle Broca, sol inferior frontal alanın konuşma yetisinden sorumlu olduğunu fark etti. Bu alanlar Broca alanı, konuşma yitimi de Broca afazisi olarak bilinmektedir. Böylece yarımkürelerin belli işlevler için ihtisaslı olduğu fikri ve beyin başatlığı kavramı ortaya çıktı (Geschwind, 1985).

Dil ile ilgili bir başka bozukluk 26 yaşındaki bir Alman hekim; Carl Wernicke tarafından 1874 yılında keşfedildi. Brodmann haritasında 22 no.lu alana denk gelen superior temporal lobdaki bölge eski bilgilerle yeni bilgilerin değerlendirildiği, yorumlandığı bir mecradır. Bu alana Wernicke alanı denmektedir. Broca hasarının aksine Wernicke hasarında kişi, akıcı ancak hebefrenik/ dağınık ve anlamsız konuşur. Konuşma bir bütün değil, birbirinden bağımsız ve kelimeler yığınıdır. Yorumlama yeteneği kaybolduğu için kişi konuşmaları anlamaz. Konuşmamızı sağlayan Broca alanı ve konuşulanları anlamamızı sağlayan Wernicke alanı genellikle sol beyinde yer alır (H. M. Karakaş ve Alıcıoğlu, 2008).

Beyin yarımkürelerinin yeterliliği ve işlevleri üzerinde tartışmalar sürerken ve hâlâ sağ beynin dürtüsel bir ilkel mi yoksa mantıklı, erdemli sol beyin gibi geliştirilip geliştirilemeyeceği sorgulanırken; Charles Edouard Browne-Sequard beyin yarım küreleri arasındaki farkın, eğitim sisteminden kaynaklandığına dikkat çekti. Eğitim sistemi sol beyne ayrıcalık yapıyor ve sadece onun gelişimini destekliyordu. Bu düşünceyi merkez alarak sağ beynini hareketlendirmek için sol elini kullanmaya çalışan insanlar ortaya çıktı. Bu görüş eğitimcilerin desteğini de arkasına aldı. İki elini aktif olarak kullanabilen bireylerin mantığının, düşüncesinin ve zekâsının gelişeceğini bekliyorlardı. Pek çok kurum iki el ihtisası hareketine katıldı. Solaklarda dahi sol beynin pek çok eylemde üstün olduğunu ve solaklığın resesif olduğunu, toplumda 100 kişiden yalnızca 10’unun solak olduğunu da düşünürsek sağ beynini kullanan kişi olma ihtimalimiz giderek azalıyor. Üstelik yazma eylemi motor korteksle ilgili bir faaliyettir. Motor korteks beden hareketlerinin yönetimini sağlayan bir mekanizma sunar. Düşünce, muhakeme, yargılama yetisi ise Prefrontal kortekste yer alır. İki el ihtisasının düşünceye bir katkısı olmaz. Eğer bu mümkün olsaydı solakların yahut iki el daktilo kullananların dâhi olması gerekmez miydi?

Sağlıcakla kalın.

Dr. Habib Demirel

Makale

Geçmişinizde,  Geleceğinizde Yüzünüzde Saklı.Kaderinizi Yüzünüzden Fizyonominizden Öğrenebilirsiniz. " Kaderden Aşka Yüzdeki Gizem" Programını Her Hafta Cumartesi Günleri Saat 11:00 ile ...
Daha Fazlasını Oku
Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım, kış vakti çoluk çocuk hastalanmasın, aman evde birbirine bulaştırmasın diye, iki çocuğuna, kendisine ve eşine grip ...
Daha Fazlasını Oku
Beslenmemizde bazı yiyecekleri ön plana alarak psikolojik iyilik hâlini sağlamak, moralimizi yükseltmek mümkün. Özellikle mens (regl) dönemlerinde olan bayanlar, hormonal ...
Daha Fazlasını Oku
Doğu Edebiyatının en güzel, en efsunlu örneklerinden biridir Binbir gece masalları… Masal içinde masal dinleriz. Ancak esas masal, Şehrazad ile ...
Daha Fazlasını Oku
"...Sevgi neydi ? Coşkun akan dere, sonbahar rüzgarıyla ürperen yapraklar, cama vurup dağılan yağmur damlaları, bir yürek çarpıntısı? Sonunda coşkun ...
Daha Fazlasını Oku
20. yüzyılın en trajik ve etik ihlâllerle dolu deneyi...Bir yanda 6 aylık masum bir bebek, diğer yanda hırslı bir doktor ...
Daha Fazlasını Oku